TÜRKÇE
Türkçemiz, güzel dilimiz insanla yaşıyor, insanla göçüyor. Evet insanla yaşamalı ama insanla göçmemeli.
Anadolu Türkçesi en güzel, yalın haliyle kırsal alanda yaşıyor. Güzel, parıltılı kelimeler, duygu düşünce anlatan söz dizileri konuşuluyor olsa da oracıkta kalıyor.
Köyden kente göç, dilinde göçü olmadı. Dil kentlerde yozlaştırıldı, karıştırıldı. Ne yazık ki Türkçe, en güzel haliyle okunmaz yazmaların dilinde sözlü edebiyatın, kültürün taşıyıcısı olmaları.
Yazılı edebiyatla dilimizin daha da zenginleşmesi gerekirken, başka milletlerin aksine bizde olmadı.İki bakımdan olmadı.
Yazılı edebiyat halk dili ve kültüründen beslenmedi
Yazılı edebiyat ve kültürümüz batılı yabancı dil ve kültürlerin etkisine girdi.
Dil hazinesi Anadoluda gizli dilin kültürün birikimiyle ağzına kadar dolu bu hazinenin anahtarı sende, bende, onda,
Hemen yanı başımızdakilere bakın. Neler konuşuyorlar. Konuşuluyor ve uçup gidiyor. Ya büyüklerimiz, ne sözler, cümleler, dizinler, şiirler, tekerlemeler konuşurlardı. ağızlarından bal akardı. Tadı ruhumuzda hala yaşıyor. Ama bize geçen ne oldu?
Anadoluda dolaştım. Türkiye’yi ne güzel konuşanlar görülen Türkçeyi bütün zenginliğiyle dillerinde, yazmadığıma, yazamadığıma hayıflanıyorum.
Eminim sizde hayıflanıyorsunuz henüz pişmanlık fayda etmez ama gelin birlikte bildiklerimizi duyduklarımızı, not aldıklarımızı, yazdıklarımızı toparlayalım havuza atalım. Zengin Türkçemiz yazılı hale gelsin. Yaşatılsın, yayılsın çorbada tuzumuz olsun bizden kalsın eserlerimiz olsun. Hediyenin büyüğü küçüğü olmadığı gibi bir kelimeyi sözcüğü, dizeyi ortaya çıkarmakla bir romanın hiçte farkı yok.
Dilin gücü kelimelerde gizli kelimeler gücünü yaşayanlardan alır.
İşte çağrımız size yaşayanların kullandıkları Türkçeyi toparlayalım, kullanalım. Kaynak sahibi siz olun sizin eseriniz olsun. |